|
|
|
| HABERLER |
| |
ATIK YAĞ TEHLİKESİ
Çevre sahip olduğumuz en önemli doğal miras. Eskiden beri uzmanlar tarafından yapılan ciddi uyarılara rağmen, bu miras yeterince korunamadığı için Türkiye’yi büyük tehlikeler bekliyor. Çevre kirliliği her geçen gün arttığı için doğal dengeler bozulup, canlı varlığını tehdit eden bir unsur haline geliyor. İnsanların günlük hayatta kullandığı ve kullanılmaz hale gelince çöpe attığı, gözle görülen atıkların yanı sıra, kullanım sırasında veya kullandıktan sonra havaya, toprağa, suya, denize karışan atıklar da var. Bazı atıklar, görsel açıdan rahatsızlık verirken, bazıları da herkes tarafından görünmeyen ortamlarda mikrop ve hastalık saçarak canlı hayatını olumsuz etkiliyor. Hafife alınmaması gereken çevre sorunlarını engellemek üzere önlem alınmazsa, gelecek sadece Türkiye’nin değil, insanlığın ve tüm canlıların büyük tehlikelerle karşı karşıya kalacağını artık anlaşılması gerekiyor.
TEHLİKELİ ATIKLAR KAPSAMINDA
Basit bir çevre sorunu gibi görünen ve önemi anlaşılmadığı için yeterli önlem alınmayan sorunlardan biride “Atık yağlar” Mutfaklarda kullanılan ve aslında nükleer santraller kadar tehlikeli olabilen bitkisel yağların denetimi maalesef tam olarak yapılmıyor. Kullandıktan sonra atığa dönüşen ve ekotoksit özellik taşıyan bitkisel yağların tehlikesi Türkiye’de ancak, 10 yıl önce anlaşılmış ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’na eklenen “Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ile “Tehlikeli Atık” kapsamına alınmış. 1995 yılındaki bu düzenleme ile bitkisel atık yağlar, insanlığı tehdit eden, kimyasal, tıbbi ve endüstriyel atıklar sınıfına alınmış yapılan araştırmalar ; 1 litre atık yağın, 1 milyon litre suyu kullanılamaz, 5 milyon litre suyu içilemez hale getirdiğini ortaya koyuyor. Ekotoksik özelliği sebebiyle kanserojen etkiye de sahip bitkisel atık yağların bertarafı ve geri kazanımına bazı standartlar getirilmiş.
KİRLETEN ÖDER
Yönetmeliğe göre; otel, motel, tatil köyleri, restoranlar, lokantalar, sanayi mutfakları, yemeklik yağ üreten fabrikalar ile hazır yemek üretimi yapan firmalar “Atık Üreticisi” olarak değerlendiriliyor. Bitkisel atık yağ üreticisi sayılan bu işletmeler; insan sağlığı ve çevreye yönelik zararın etkisini en aza düşürecek şekilde atık yönetimini sağlamak ve atıklarını, ilgili yönetmelik esaslarına uygun olarak lisanslarını almış atık bertaraf tesislerinde bertaraf etmek veya ettirmekle yükümlü tutuluyor. Tehlikeli atıkların kontrolü yönetmeliği, bu esaslara uymayan atık üreticilerine ve atık toplayıcılarına yüksek miktarlarda para ve tesis kapatma cezaları öngörüyor. Atık yağların yönetiminden kaynaklanan her türlü çevresel zararın giderilmesi içir yapılan harcamalar, “Kirleten Öder” prensibine göre, atıkların yönetiminden sorumlu atık üreticileri tarafından karşılanması gerekiyor. Fakat günümüzde bu yönetmeliğin uygulaması yeterince denetlenmiyor.
ANCAK BİNDE 3’Ü TOPLANABİLİYOR
Yılda kişi başına
20 kg bitkisel yağ tüketilen Türkiye’de mutfaklarda 1 milyon 500 bin ton bitkisel yağ kullanılıyor. Tabi ki, bu miktarın büyük bir kısmı da kullanımdan sonra atık yağa dönüşüyor. Söz konusu atıklar insan sağlığı bakımından son derece önemli olduğu gibi turizm sektörü içinde önemli. Bu yıl yaklaşık 15 milyon turist ağırlayan Türkiye’de 500 bin yatak kapasitesi olduğu göz önünde bulundurulsa, turistik tesislerin bu konudaki önemi de açıkça ortaya çıkıyor. Çoğunluğu Her şey Dahil konseptiyle çalışan tesislerde bitkisel yağ kullanımı oldukça fazla. Ayrıca, et, tavuk, hindi, balık gibi yiyeceklerin kızartılması sırasında hayvansal atık yağlar oluşuyor. Araştırmalar; Türkiye’de yılda 1 milyon 500 bin ton bitkisel yağın kullanımı nedeniyle
350 bin ton civarında bitkisel atık yağ oluştuğunu gösteriyor.
KANSEROJEN ETKİ
Atık yağların geriye kalan büyük kısmı ise ya lisansı olmayan şirketler tarafından toplanıyor, ya kanalizasyona akıtılıyor veya bir yerlere dökülüyor. Bazı kişiler veya şirketlerin topladığı bitkisel atık yağların, gıdalara ve yağlara karıştırdığı iddiaları ise ürkütüyor. Bu konuyla ilgili çalışma yapan Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün araştırmalarında sunduğu bazı veriler de durumun vehametini ve bu durum karşısında neler yapılması gerektiğini ortaya koyuyor. Öztürk’ün araştırmasına göre; ülkemizde kullanılmış bitkisel ve hayvansal yağ atıkları gelişi güzel bertaraf edilerek hem sularımız hem de yer altı sularımız kirletiliyor. Araştırma, ekotoksit
özelliği nedeniyle kanserojen etki yapan bitkisel ve hayvansal atık
yağlardan zarar görmemenin yollarını ve bu atıkları değerlendirmek
suretiyle büyük bir kazanç sağlanabileceğine de işaret ediyor. Çünkü
aslında bu atıklar ekonomik anlamda oldukça değerli. Bitkisel atık
yağlar değerlendirilip, gerekli işlemlerden geçtikten biodizel ve
elektrik üretiminde kullanılabiliyor. Böylece çevreye verebileceği zarar da minimize ediliyor.
NASIL TOPLANMALI
Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Öztürk’e göre özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde önce oteller, moteller, lokantalar, restoranlar ve hazır yemek merkezlerinde kullanılan bitkisel ve hayvansal yağların ayrı toplanması gerekiyor. Bu atıkların temiz kaplarda muhafaza edilmesi ardından biodizel yapan firmalara
verilmesi önemli. Toplama işini yapan firmaların atık yağlarını kesinle biodizel
ve elektrik üreticilerine vermesi gerekiyor. Bir başka önemli unsurda, Çevre ve Orman Bakanlığı ile ilgili belediyeler de ayrı toplama, taşıma ve geri değerlendirme konusunda bürokrasiyi en aza indirmeli.
ÖNEMLİ BİR GELİR KAYNAĞI
Türkiye’de hala canlı sağlığı açısından tehdit unsuru olan atık yağ, bir çok ülke de ise önemli bir gelir kaynağı. Dünyada bir çok ülke, atık yağlardan
biodizel ve elektrik üretiyor. Gerektiği gibi toplanabilmesi halinde elde edilecek yılda yaklaşık 350 bin ton bitkisel ve hayvansal atık yağı milli ekonomiye
yılda 300 milyon euro kazandırmak mümkün. Bu atıkların yer altı ve yerüstü sularımızı kirletmesi, atıksu arıtma tesislerine zarar vermesi önleneceği gibi yılda 350 bin ton biodizel, 35 bin ton gliserin
üretilebilir. Soya, kanola yağı gibi bitkisel yağlar ile kullanılmış bitkisel ve hayvansal yağlardan elde edilen, dizel motorlarda kullanılan, yenilenebilir ve domestik bir yakıt olma özelliği taşıyan biodizel, çevre dostu yakıt olarak biliniyor.
DENETİM ÇOK ÖNEMLİ
Ezici A.Ş. yönetim kurulu başkanı
Mustafa Ezici, özellikle turizm sektöründe hizmet veren işletmelerin kontrolünün çok önemli olduğuna dikkat çekiyor.
Ezicî'ye göre; bilinçsiz satılan atık yağlar, ne yazık ki lisansı bulunmayan taşıyıcılar tarafından toplanarak, sağlığı tehdit edebilecek şekilde tekrar işlenebiliyor. Turistlik bölgelerdeki tatil köyü ve otel benzeri işletmelerin bu konuya önem vermesi gerekiyor.
ÖNCE SAĞLIK!
Turizm sektöründe hizmet veren tatil köyleri, oteller ve restoranlar kullandıkları bitkisel yağların geri dönüşümünden sorumlu tutuluyorlar. Sektörün bu alandaki ihtiyacı olan hizmeti veren
EZİCİ A.Ş., herşeyin başının sağlık olduğuna dikkat çekiyor.
Bitkisel yağ kullanımı sonucu ortaya çıkan atık bitkisel yağlar, ekotoksik özellik göstermeleri nedeniyle, "Tehlikeli Atık" niteliği taşıyor. Çevre ve Orman bakanlığı, bitkisel atık yağ oluşumuna neden olan her işletmeyi "atık üreticisi" olarak değerlendiriyor ve 2872 sayılı Çevre Kanunu çerçevesinde ele alıyor.
KANSEROJEN ETKİLERİ
Bitkisel atık yağların insan sağlığı üzerinde kanserojen etkilerinin bulunduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Kullanılmış atık bitkisel yağ üreticisi olan işletmeler, (tatil köyleri, oteller, restoranlar, sanayi mutfakları, yemeklik yağ üreticileri, hazır yemek üreticileri) 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında, insan sağlığı ve çevreye yönelik zararın etkisini en aza düşürecek şekilde atık yönetimini sağlamak ve atıklarını ilgili yönetmelik esaslarına uygun lisanslı atık bertaraf tesislerine teslim etmek ile yükümlüler. Bu kurallara uymayan işletmeler
100 milyar ila 3 trilyon lira para, 5 yıla kadar hapis cezası ve hatta tesis kapatma cezalarına tabi tutulmakta. Bu tür bitkisel atıkların taşınması ile ilgilenen şirketlerin ilgili İl Çevre ve Orman Müdürlükleri ve İl Valilikleri’nden "Tehlikeli Atık Taşıma Lisansı" almaları gerekiyor.
KENDİ İHTİYACI İÇİN BİOZEL ÜRETEN FİRMALARIN DİKKATİNE
Kendi ihtiyacı için biodizel üreten
otel, motel, cateringler enerji piyasası düzenleme kurulundan (EPDK) işleme lisansı
almak zorundadırlar. İşleme lisansı almayan firmalar kaçak üretici sayılırlar.
5015 sayılı petrol kanununda biodizel akaryakıt kapsamına alınmıştır.
Kaçak üretenler 5
yıl hapis cezası ve 750 milyar lira para cezasına çarptırılırlar. Kaçak biodizel üretenleri enerji
piyasası düzenleme kuruluna veya bulunduğunuz yerdeki valiliğe ihbar
edebilirsiniz. |
|